29 Eylül 2010 Çarşamba

İşyerindeki Kadınlar Tuvaleti - Sosyal Paylaşım Mekanı

Valla erkekler tuvaletini hiç bilmem. Ama işyerindeki kadınlar tuvaleti hatunların sosyal paylaşım mekanıdır ve bizim için yeri apayrıdır. Çünkü orası sadece çiş yapmak için günde en az 6-7 şer kez ziyaret ettiğimiz bir yer değil aynı zamanda cep telefonlarımız aracılığıyla günlük görüşmelerimizi yapıp sms atmak için kullandığımız, ağlamak için gizlendiğimiz, kız arkadaşlarımızla toplanıp erkek arkadaşlarımızı çekiştirdiğimiz, patronlarımızdan yakındığımız, birbirimizle yemek tarifleri ve indirime giren markaların isimlerini, neyi nereden daha ucuza bulabileceğimiz gibi tüyoları paylaşıp, makyajımızı yapmak ve gün içinde de yapılan makyajı kontrol etmek için sık sık ziyaret ettiğimiz, en önemlisi hiç utanmadan birbirimize her gün ne kadar güzel olduğumuz yalanını bıkıp usanmadan söylediğimiz en birincil mekandır. Hatta bu mekanlarda, üşenmeyip evden fön makinası getiren ve saçına fön çeken/çektirenler olduğu bile gözlemlenmiştir. Zaman zaman sigara tüttürenlerin olduğu bile düşünülürse, tek eksiğinin kahve makinası olduğunu söyleyebilirim.

Şirketteki toplantı odalarında bile belki oradaki kadar konu tartışılmıyordur. Hatta yine bazı konuların burada karara bağlandığına şahit olunmuştur. Şirkette kim terfi etmiş, hangi yöneticinin “Aman kimseye söyleme” diye bin tembih ederek verdiği sır sağır sultan tarafından bile duyulmuş, kim istifa edecek, kimin ayağı kaydırılacak, kime ne kadar bonus verilecek, hangi departmana yeni bir yakışıklı başlamış, kim kiminle çıkıyormuş şeklindeki tüm dedikoduları öğrenebileceğiniz en sağlam “sosyal paylaşım mekanıdır” şirketin kadınlar tuvaleti.

Yalnız bu mekanın ufak bir sorunu vardır. Ne yazık ki genelde pistir. Bunca yıllık iş hayatımda, çalışan insanların eğitim düzeyinin genel olarak yüksek olduğu kabul edilirse, bu sosyal içerikli ortamın neden her zaman pis olduğunun anlaşılabildiği tek bir işyerine rastladığım da görülmemiştir. “Eşeğe altın semer vurmuşsun eşek yine eşek” sözünün doğruluğu bir kez daha ispatlanmıştır. Business kartımızda ne yazarsa yazsın hepimiz eşeğiz(!) manasına gelir bu. Her tuvaletten çıkanın “Bu tuvaletler neden bu kadar pis” diye yakındığı düşünüldüğünde herkesin sütten çıkma ak kaşık olma durumu sözkonusudur. Eh, bu da şirketten kimse bunu yapmadıysa, kadınlar tuvaletinin gerçek anlamda “içine eden” kişilerin ancak şirket dışından olabileceği tezini gündeme taşır. Öyle ya, ben s*çmadım, o da s*çmadı, peki kim s*çtı polemiği ancak bu şekilde çözümlenebilir!

Bir de tuvalette helacıbaşı tadında takılan hatunlar vardır. Onlara dikkat etmek gerekir. En beklenmedik (mesela çok çişiniz olduğu ve sallana sallana sıra beklediğiniz ya da ağlamaklı suratınıza su çarpıp akan makyajınızı düzeltmek için kendinize aynanın önünde yer açmak istediğiniz) bir anda size gizlice yaklaşıp neden moralinizin bozuk olduğunu sorabilecek tiynette insanlardır bunlar. Aslında onları pek, hatta hemen hemen hiç tanımazsınız ama bu, onlar için hiç önemli bir detay değildir. Kamu alanına sümüklü bir şekilde girdiğiniz an, siz de kamuya mal olmuşsunuzdur onlar için. Bu tipler için sizin onu ne kadar tanıdığınız, onunla en gizli sırlarınızı paylaşmak isteyip istememeniz önemli değildir. O, bara tek başına gitmiş, morali bozuk olduğu her halinden anlaşılan bir hatunun gazozuna ilaç damlatıp amacına ulaşmak isteyen Nuri Alço tavrıyla hemen yanınızda bitiverir, ve emeline ulaşmak için de her türlü taktiği dener.

Mesela en bilinen yaklaşımı sizin bir numaralı arkadaşınız olma taktiğidir. Buna kendisini o kadar inandırmıştır ki, size ancak en samimi arkadaşınızın sorabileceği türden soruları yöneltmekte hiç çekince duymaz. Sizse, ona sümüklü bir şekilde yakalanmış olduğunuz için bu soru-cevap trafiğine baştan 1-0 yenik başlamış sayılırsınız, zira sümükler burnunuzdan akarken vereceğiniz “Yok bir şey” tarzı cevap, bu Nuri Alço kılıklı sülüğü sizden uzaklaştırmaya asla yetmez. Şanslı bir gününüzse o sırada tuvaletlerden birinin kapısı açılır ve kendinizi içeri atıp tek kişilik özgürlüğünüze kavuşabilirsiniz.

Diğer bir taktiği, hemen ortak bir muhabbet açmaktır. Mesela, az önce içeride biriyle tartıştığınızı duymuş ama konunun ne olduğunu anlayamamışsa, hemen o kişiyle ilgili bir konu açıp kendisinin de ondan pek hoşlanmadığı ortak paydasından hareketle sizi yakalamaya çalışır. Eee, ne de olsa “ortak düşman her zaman insanları birbirine yaklaştırır”di mi? Size bu da sökmedi diyelim. O zaman ses tonu taktiğini kullanır. Sümüklü bir anınızda olun olmayın, sehven aynı anda tuvalette olmanız bile yeterlidir bazen onun için. O anda öğrenmek istediği, ilgisini çeken konu neyse hiç çekinmeden açar konuyu kulağınıza doğru eğilip sesini büründürdüğü fısır fısır tonla.. Bu da başka bir taktiktir. Size bir sırrını açıyormuş hissi verip bir anda ağzınızdan baklayı çıkartmanızı sağlamaya çalışırken ses tınısına bile özen göstermesi ayrı bir alkış haketmesini sağlar. Eee, ne de olsa hedefe ulaşma yolunda her şey mübahdır, değil mi?

Şirketten biriyle ilgili bilgi mi toplamak istiyorsunuz? Yeni bir yakışıklı mı düşmüş yoksa piyasaya? Hepinize tavsiye ediyorum. Bırakın şu feysbuku ya da tıvitırı falan. Gidin, şirkette takip etmek istediğiniz kim varsa onun hakkında bilgi edinmek için kadınlar tuvaletinde biraz daha fazla takılın. Bahse girerim, neler öğreneceğinize siz bile şaşıracaksınız!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder